• Av. Demet Güney

ÇALIŞAN EŞ NAFAKA ALABİLİR Mİ?

Anayasa başta olmak üzere hukuki düzenlemelerle koruma altına alınan aile kurumunun bir sonucu olarak, eşlerin, evlilik birliğinin kurulmasıyla birtakım hak ve yükümlülükleri ortaya çıktığı gibi, evlilik birliğinin sona ermesiyle de bazı yeni yükümlülükleri oluşabilir. Kuşkusuz ki, bu yükümlülüklerin başında “nafaka” olgusu gelmektedir. Boşanma sürecinde ve sonrasında, mali olarak önemli ölçüde olumsuz etkilenecek olan eşin korunabilmesi amacıyla, mahkemece, diğer eş tarafından kendisine nafaka ödenmesine karar verilebilir.

Ne var ki, nafaka konusunda, toplumun geneli tarafından doğru zannedilen birtakım hatalı görüşler söz konusudur. Bunların başında da “Çalışan eşin nafaka alıp alamayacağı” hususu gelmektedir.


Ataerkil toplum yapımızın bir sonucu olarak, bir süre öncesine kadar “çalışan erkek-ev hanımı kadın” evlilikleri toplumun genelinde görülmekteyken, modern hayatın doğal sonucu olarak kadınların iş hayatına daha çok dahil olup ekonomik özgürlüklerini elde ettikleri evlilikler günümüzde son derece yaygındır. Bu durumda da akıllarda malum soru oluşmaktadır: “Çalışan kadın nafaka alabilir mi?” Halbuki, bu soru hukuki açıdan son derece hatalıdır. Nafaka tesis edilecek eşin, kadın tarafı mı erkek tarafı mı olduğunun hukuken önemi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, farklı nafaka türlerinin tesisi için farklı koşulların varlığı aranmaktadır. Bu koşulların varlığı halinde, nafaka tesis edilecek olan eşin kadın ya da erkek olmasının önemi olmadığı gibi, çalışan eşin de nafaka alabilmesi mümkündür.


3 çeşit nafaka mevcuttur. Bunlardan ilki, birkaç yılı alabilen boşanma davası sürecinde ekonomik sıkıntı yaşaması muhtemel eşe tesis edilen “tedbir nafakası”, bir diğeri mahkemenin mevzuatta düzenlenen birtakım şartların varlığına kanaat getirmesi durumunda boşanmayla beraber kendisine ödenmesine karar verilen “yoksulluk nafakası” ve son olarak, müşterek çocuğun velayetini alan eşe, diğer eş tarafından çocuğun bakımı için ödenmesine hükmedilen “iştirak nafakası”dır. Her 3 nafaka türü için de çalışan eşe tesis edilip edilemeyeceği değerlendirilecek olursa;

1) Tedbir Nafakası:

Boşanma davası aşamasında, ekonomik olarak zorda kalacağına dair mahkemece kanaat oluşan eşe, boşanma kararı kesinleşene kadar ödenmesine karar verilen nafaka türüdür. Boşanmanın kesinleşmesi ile birlikte bu nafakanın ödenme yükümlülüğü sona erer. Boşanma davası esnasında, evlilik birliği içinde sahip olduğu hayat standartlarında önemli ölçüde kayba uğrayacak taraf, çalışıyor olsa bile, talep etmesi halinde tedbir nafakası alabilir. Mahkeme, bu nafakanın tesisine karar vermeden önce, her iki tarafında toplam gelirlerini (maaş, kira geliri, diğer tüm gelirler vs) göz önünde bulundurarak, ekonomik zorluk yaşayacak tarafın ihtiyaçları ile diğer tarafın gelir düzeyi arasında bir denge kurar ve belli bir bedel üzerinden tedbir nafakasına hükmedebilir.

2) Yoksulluk Nafakası:

Boşanan eşlerin hayat standartlarının evlilik birliğindeki koşullarına kıyasla çok farklı olmamasını garanti eden nafaka türüdür. Ödeme yükümlülüğü, boşanma kararının kesinleşmesi ile başlar. Bu nafaka miktarının tespitinde, eşlerin boşanmadaki kusur oranları da göz önünde bulundurulmaktadır. Boşanmadaki kusur oranı diğer eş ile aynı veya daha az olan eş, boşanma davası aşamasında veya boşanma kararı kesinleştikten sonra 1 yıl içinde mahkemeden kendisine “yoksulluk nafakası” bağlanmasını talep edebilir. Talep nihayetinde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, günün ekonomik koşulları, evlilik birliği devam ederken sürdürülen hayat standardı gibi unsurlar ayrı ayrı incelenerek talepte bulunan tarafın gerçekten ihtiyaç sahibi olup olmadığı tespit edilir. Sanılanın aksine, talepte bulunan eş, maaşlı ve sigortalı bir işte çalışıyorsa veya düzenli geliri varsa vs dahi nafaka alabilir. Mahkeme, yoksulluk nafakası talebinde bulunan eşin boşanma sonucu değişen ekonomik durumunda ciddi fark olmaması ve zor durumda kalmaması için günün ekonomik koşullarını da dikkate alacak şekilde geniş yelpazede bir değerlendirme yapar. Hakkaniyet ilkesine göre kendisine nafaka bağlanıp bağlanmayacağına, bağlanacaksa nafaka miktarına karar verir. Milyoner eşinden boşanan şahsın emekli aylığıyla hayatını aynı standartlarda devam ettirmesi nasıl mümkün değilse ve bu bağlamda bir nafaka tesis edilmesi gerekiyorsa, benzer gelirler elde ederek ve birbirine denk koşullarda hayatını sürdüren eşler için nafakaya hükmedilmesi de hakkaniyete aykırı olacaktır.


3) İştirak Nafakası:

Boşanma nihayetinde müşterek çocuğun velayetini alan eşe, çocuğun her neviden ihtiyaç ve giderleri için diğer eşin ödeme gücü oranında ödemesine karar verilen nafaka türüdür. Burada, çocuğun mümkün olan en mükemmel şekilde gereksinimlerinin karşılanmasında, her iki taraf da “ödeme güçleri oranında” sorumludur. Diğer bir deyişle, düzenli ve yeterli geliri olmayan eşin, incelenen diğer şartlarında uygun olması durumunda iştirak nafakası ödememesine karar verilebilir. Öteki taraftan, sadece “velayeti alan eşin maddi gücü çok iyi” diye, diğer koşullar incelenmeksizin diğer tarafın iştirak nafakası ödemeyeceği de söylenemez.


* Konu hakkında daha fazla bilgi almak ve her türlü sorunuzu iletmek için iletişim bilgilerimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

** Yukarıda yer alan yazı yalnızca paylaşım amacıyla tarafımızca hazırlanmış olup herhangi bir vekil-müvekkil ilişkisi doğurmamaktadır. Bu nedenle hukuki soru ve işlemleriniz için birebir bir hukukçudan destek almanız ve somut olayınız ile ilgili olarak sadece paylaşım ile hareket etmemeniz tavsiye edilir.


*** Sitedeki yazı ve içeriklerin yazılı izin olmaksızın kopyalanması veya başka yerde kullanılması durumunda başta FSEK olmak üzere yürürlükteki ilgili mevzuatlar uyarınca yasal işlem yapılacaktır.




0 görüntüleme

Güncel Yazılar / Makaleler

© 2017 Güney Hukuk Bürosu. Tüm hakları saklıdır.