• Av. Demet Güney

EMANET ARAÇLA YAPILAN TRAFİK KAZALARINDA HUKUKİ SORUMLULUK

En son güncellendiği tarih: 26 Mar 2018

Günümüzde, farkında olsak da olmasak da pek çok araç sahibi, aracını “emaneten” bir başkasının idaresine bırakmaktadır. “Emanet araç” denilince akla gelen ilk şey, şahsın kendisine ait olan aracını eşin dostun ricasıyla bir başkasına ödünç vermesi olsa da, aslında çok daha geniş bir yelpazeyi içine almaktadır. Babasının arabasını “iki tur atmak için” kaçıran çocuktan tutun da otoparkçıya/valeye teslim edilen araca kadar pek çok farklı durum bu kapsamda değerlendirilmektedir. Aracın ödünç verilen kişinin idaresi altındayken kazaya karışması durumunda ise, hukuki sorumluluğun kime ait olduğu konusu tam bir muammadır. Biz de bu hususa açıklık getirmeye çalışacağız.


Trafik kazalarında sorumlu kişiler:

  • Kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı (kısaca "sigortacı" olarak anılacaktır.

  • Araç sahibi (yetkili idare tarafından adına aracın resmi tescili yapılmış kişi)

  • Kaza esnasında aracı kullanan şahıstır.

Trafik kazası esnasında, kaza yapan aracı kullanan şahıs ile aracın sahibinin aynı kişiler olmaması durumunda, aracın sahibi, “kusursuz sorumluluk ilkesi” gereğince hukuken sorumludur. İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur (bkz. KTK m.85). Başka bir deyişle, aracın bir başkasının kontrolündeyken kazaya karışmış olması, araç sahibinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.


Kaza esnasında aracı kullanan şahıs ise, Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen “haksız fiillerden doğan borç ilişkileri” maddesi gereğince, genel hükümlere sorumlu olacak ve sorumluluğu kusur oranıyla sınırlı olacaktır. Başka bir deyişle, sürücü kusurlu şekilde sebebiyet verdiği bir kazada, kendi kusur oranıyla sınırlı olmak üzere, aracın sahibi ve sigortacı ile birlikte müteselsilen sorumlu olacaktır. Burada, zarar görenin sorumluluğunu azaltan/kaldıran sözleşme hükümleri geçersizdir.


Sürücünün, söz konusu aracın sigortasından faydalanması mümkündür. İlaveten, kazaya karışan karşı aracın sürücüsü kusurlu ise, karşı aracın sigortasından da yararlanabilir. Sigortacıların sorumluluk dağılımı, her iki aracın kusuruna göre belirlenecektir. Diğer taraftan, kazaya karışan araç rent-a-car/ taksi/ kiralık araç vs olarak kullanılmaktaysa ve sigortacı ile sigorta ettiren arasındaki sigorta sözleşmesinde, ilgili aracın bu neviden bir amaçla kullanılması durumunda meydana gelecek hasarların, teminat dışı kalacağına dair düzenlemeler geçerlidir.


Sigorta şirketlerinin, “araç sürücüsü alkollü ve/veya ehliyetsiz” ise, üçüncü kişilere tazminat ödemekten imtina etmesi, günlük hayatta sıklıkla karşılan bir durum olmakla beraber, hukuken mümkün değildir. Bu gibi durumlarda, sigorta şirketleri, daha sonra araç sahibine ve kusuru oranında sürücüye rücu etmek üzere, üçüncü şahıslara tazminat bedelini ödemek durumundadır.


Sürücü Alkollü ise;

Hasarın sigortacı açısından teminat dışı kalabilmesi için, sürücünün alkollü olması yeterli olmayıp, kazanın münhasıran alkolün etkisinde oluşması gerekmektedir. Burada, hasarın teminat dışında kaldığının, yani kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiğinin ve kazanın meydana gelmesinde başkaca hiçbir etmen olmadığının ispat yükümlülüğü, sigortacıdadır. Sürücü alkollü olsa bile, kaza, alkol nedeniyle değil, araçtaki teknik bir arızadan, kazaya karışan diğer aracın kusurundan, yol durumundaki herhangi bir aksaklıktan (kazı çalışması/aydınlatma problemi vs) ve benzeri gibi diğer sebeplerden ötürü meydana gelmiş ise, sigorta şirketinin, sürücünün alkollü olduğunu ileri sürerek tazminatı ödemekten kaçınması mümkün değildir.

Sürücü Ehliyetsiz ise;

Sigorta şirketi, tazminat ödemekten kaçınamayacak, sürücüye ancak kusuru oranında rücu imkanına sahip olacaktır. Sürücünün ehliyetsiz olması, tam kusurlu olduğu anlamına gelmemektedir.


Sonuç olarak;

Kaza sonucunda zarara uğrayan şahıs, müteselsil sorumlulardan herhangi birinden zararının tazminini isteyebilir. Burada, müteselsil sorumlular, kusur oranları ileri sürerek zararı uğrayana tazminat ödemekten kaçınamazlar. Ancak, kendi aralarında rücu hakları saklıdır.


Kaza, münhasıran sürücünün alkollü olması dolayısıyla meydana gelmemiş ise, sigorta şirketinin tazminat ödemekten kaçınması mümkün değildir. Kusuru oranında sürücüye ve araç sahibine rücu hakkı ise mevcuttur.


Tazminat ödemesini, sürücü olmayan araç sahibi karşılamış ise;

Kaza, münhasıran araç sürücüsünün alkollü olması dolayısıyla gerçekleşmemiş ise, sigorta şirketine ve kusuru oranında sürücüye rücu hakkı vardır. Kaza münhasıran sürücünün alkollü olması yüzünden gerçekleşmiş ise, sigorta şirketinden tazminat bedelinin tahsilini isteyemeyecek olup yalnızca kusuru oranında sürücüye rücu etme hakkını haizdir.


* Konu hakkında daha fazla bilgi almak ve her türlü sorunuzu iletmek için iletişim bilgilerimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.


** Yukarıda yer alan yazı yalnızca paylaşım amacıyla tarafımızca hazırlanmış olup herhangi bir vekil-müvekkil ilişkisi doğurmamaktadır. Bu nedenle hukuki soru ve işlemleriniz için birebir bir hukukçudan destek almanız ve somut olayınız ile ilgili olarak sadece paylaşım ile hareket etmemeniz tavsiye edilir.


*** Sitedeki yazı ve içeriklerin yazılı izin olmaksızın kopyalanması veya başka yerde kullanılması durumunda başta FSEK olmak üzere yürürlükteki ilgili mevzuatlar uyarınca yasal işlem yapılacaktır.


0 görüntüleme

Güncel Yazılar / Makaleler

© 2017 Güney Hukuk Bürosu. Tüm hakları saklıdır.