• Av. Demet Güney

MİRASTAN MAL KAÇIRMA (MURİS MUVAZAASI)

En son güncellendiği tarih: 1 Şub 2018

Miras bırakanın, mirasçısından mal kaçırmak gayesiyle, gerçekte hüküm ve sonuç doğurmayacak birtakım danışıklı işlemler yapmasının hukuki karşılığı “muris muvazaası”dır. Bu işlemlerde, miras bırakan, yasal olarak mirasçısına kalacak olan taşınmazını, tapu memurunun önünde “satış” ya da “ölünceye kadar bakma sözleşmesi” olarak ifade ederek başka bir şahsa devreder. Ancak gerçekte, miras bırakan ile bu şahıs arasında, taşınmazın şahsa bağışlandığına dair gizli bir anlaşma mevcuttur. Uygulamada çoğunlukla, kendisinden mal kaçırılan saklı paylı mirasçının tenkis davası açmasına engel olmak için, muvazaanın tarafları arasında samimi olmayan bir para transferinin yapıldığı da görülmektedir.

Muris Muvazaasının Unsurları


1- Görünüşteki Sözleşme

Tapu memurunun önünde yapılan satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesidir. Ancak gerçekte, anlaşmanın diğer tarafı, miras bırakana, devraldığı taşınmazın bedelini ödemez ya da tapuda belirtilenin çok altında bir bedel öder. Aslında bu sözleşme, kendisinden mal kaçırılan mirasçıyı aldatarak miras hakkından mahrum etmeye yönelik, gerçekte hüküm ve sonuç doğurmayan sözleşmedir. Miras bırakanın gerçek iradesiyle de örtüşmemektedir ve geçersizdir.


2- Muvazaa Sözleşmesi

Miras bırakan ile kendisine taşınmaz devri yapılan şahıs arasında yapılan ve “görünüşteki sözleşmenin gerçekte hüküm ve sonuç doğurmayacağına” dair mutabakata varılan sözleşmedir. Yazılı olma şartı yoktur. Görünüşteki sözleşme ile aynı anda yapılabileceği gibi, sonrasında da yapılabilir.


3- Mirasçıları Aldatma Amacı

Muvazaa sözleşmesinin tarafları, hak kaybına uğrattıkları mirasçıları aldatmayı amaçlamaktadırlar. Ancak, muvazaalı temlik işleminin yapıldığı esnada, miras bırakanın hiç mirasçısı yoksa, mirasçılarını aldatma amacının varlığından söz edilemez. Öteki taraftan, muvazaalı işlem tarihinde miras bırakanın en az bir mirasçısı varsa, ölüm tarihinde mirasçı sıfatını haiz tüm mirasçıların dava açma hakları vardır.


4- Gizli İşlem

Miras bırakan ile işlemin diğer tarafı arasında diğer mirasçılardan gizli olarak yapılan bağış sözleşmesidir. Diğer bir deyişle, muris muvazaasında tarafların gerçek iradesini gösteren gizli sözleşmesi, bağışlamadır. Gerekli şekil şartlarını taşıması durumunda, tarafların gerçek iradeleriyle örtüştüğü için, kural olarak geçerlidir.


Muris Muvazaasında İspat Yükü


Bu davalarda ispat yükü, muris muvazaası iddiası ile dava açan davacının üzerindedir. Yargıtay’ın bu davalarda ısrarla üzerinde durduğu en önemli husus ise, miras bırakanın dava konusu malvarlığını devretmesindeki gerçek amaç ve iradesinin tespitidir. Zira, miras bırakanın ölümünden önce, malvarlığının tamamını veya bir kısmını mirasçılarına pay ederek devrettiği durumlar da olabilmektedir. Hukuki karşılığı “denkleştirme” olarak tanımlanan bu gibi durumlarda, mirasçıların her birinin tamı tamına eşit oranda pay alması aranmamakta olup, makul ve dengeli bir paylaşım yapan miras bırakanın, mirasçılarını aldatma ve mal kaçırma gayesini güttüğü söylenemez. Başka bir deyişle, miras bırakanın mirasçısını aldatmak suretiyle mal kaçırma gayesi taşıdığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.


Muvazaanın tespiti için, taşınmazın temlik edildiği şahsın miras bırakanın sağlığında bakımını üstlenen şahıs olup olmadığı, miras bırakanın diğer mirasçıları ile ilişkileri, yaşı, eğitim durumu, sosyal çevresi, ekonomik gücü, devredilen taşınmazın tüm terekenin ederindeki oranı, miras bırakanın satmaya gereksinimi olup olmadığı, kendisine kazandırma yapılanın alım gücü, satış bedelinin terekede görünüp görünmediği ve sair hususlar üzerinde durulması gerekmektedir.


Kimler Dava Açabilir?


Yukarıda tanımlanan unsurlar söz konusu ise, saklı payı olsun/olmasın, miras hakkı ihlal edilen tüm mirasçılar, “muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası” açılabilirler. Ancak, mirasçılıktan çıkarılan, mirastan feragat eden veya mirası reddeden şahısların bu davayı açma hakları yoktur.


Terekenin elbirliğiyle mülkiyeti söz konusu ise, diğer mirasçıların onayı aranmaksızın, her bir mirasçının tapunun iptali ve kendi payı oranında adına tescili istemiyle dava açması mümkündür. Ancak, davacı, ilgili taşınmazın terekeye iadesi istemiyle dava açmışsa, tüm mirasçıların onayı alınmalı veya tereke temsilcisi ile dava sürdürülmelidir. Son olarak, karşıt görüşler söz konusu olmakla beraber, dava yoluna başvurmamış mirasçının ölümünün ardından kendi mirasçılarının dava açma hakkı olduğuna dair genel kanaat söz konusudur.


Dava Hakkı Süreye Tabi Midir?


Muris muvazaası davalarında, miras bırakanın ölümünden itibaren her zaman dava açılabilir. Herhangi bir süreye tabi değildir.


* Konu hakkında daha fazla bilgi almak ve her türlü sorunuzu iletmek için iletişim bilgilerimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

** Yukarıda yer alan yazı yalnızca paylaşım amacıyla tarafımızca hazırlanmış olup herhangi bir vekil-müvekkil ilişkisi doğurmamaktadır. Bu nedenle hukuki soru ve işlemleriniz için birebir bir hukukçudan destek almanız ve somut olayınız ile ilgili olarak sadece paylaşım ile hareket etmemeniz tavsiye edilir.


*** Sitedeki yazı ve içeriklerin yazılı izin olmaksızın kopyalanması veya başka yerde kullanılması durumunda başta FSEK olmak üzere yürürlükteki ilgili mevzuatlar uyarınca yasal işlem yapılacaktır.


0 görüntüleme

Güncel Yazılar / Makaleler

© 2017 Güney Hukuk Bürosu. Tüm hakları saklıdır.